| Ana Sayfa > Türkiye > Ege Bölgesi > Aydın | Site Haritası | İletişim |
|
| Guleta.com'da : e-reklam |
|
Aşka adanan kent Aphrodisias * YAZI: İDİL DÜNDAR FOTO: AKGÜN AKOVA |
Aydın ili sınırları içindeki Aphrodisias, Aphrodite’in ismine yakışır güzellikte bir antik kent.
Yunan mitolojisinin en renkli karakterlerinden biri olan aşk tanrıçası Aphrodite, bembeyaz deniz köpüklerinin arasından doğar ve tüm güzelliğini gözler önüne sererek Kıbrıs’ta karaya çıkar. Bu sahne, tüm sanat tarihi boyunca en çok sevilen ve betimlenen sahnelerden biridir; heykelde, resimde, mozaikte... Hangi mitolojik öyküyü okursanız okuyun, mutlaka bir noktada Aphrodite’e rastlarsınız; deyim yerindeyse, her taşın altından o çıkar. O değil midir ki kutsal Olympos Dağı’nda yapılan üç güzeller yarışmasını, vaat ettiği ödülle kazanan ve dolaylı da olsa Troya Savaşı’nı başlatan? Aşk tanrısı Eros’la birlikte en katı kalpleri bile yumuşatıp birbirinden ilginç çiftler yaratmasına ne demeli? Bu çok sevilen ve ‘çalışan’ tanrıça adına sayısız tapınak, sunak inşa edilmiş zamanında. Ama adına kurulan kent söz konusu olduğunda hepsi gölgede kalıyor.Aydın’ın Karacasu ilçesine bağlı Geyre köyü yakınında yer alan Aphrodisias’ın bulunma öyküsü hayli ilginç. 1958 yılında bir fotoğraf çekimi için Denizli’ye giden Ara Güler, gece yarısı İzmir’e dönerken yolunu kaybeder ve geceyi gördüğü ilk köyde geçirmeye karar verir. Bir süre yol aldıktan sonra bir köy kahvesine girer. Burası Geyre’dir. Kahvenin duvarlarındaki heykelleri, mermer işli masaları görünce oldukça şaşırır ve bunların nereden geldiğini sorar. Aldığı yanıt, çevrede bunlardan daha çok olduğudur. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bölgeyi keşfetmek için sokaklara dökülür ve hayranlıkla antik Aphrodisias kentini dolaşır. Çektiği fotoğrafları ilk önce birkaç arkeologa gösterir ve sonra da Amerika’daki Princeton Üniversitesi’nde görevli olan Kenan Erim’e yollar. Fotoğrafları gören Erim, ilk uçakla İstanbul’a ve hemen sonra da Geyre’ye gelir. Geliş o geliş… AŞKIN TAPINAĞI Aphrodisias, Babadağ’ın eteklerinde, denizden 600 metre yükseklikteki bir plato üzerine kurulmuş. Antik kaynaklarda kentin tarihiyle ilgili pek fazla bilgi yok. Hayli büyük, kalabalık ve çok gelişmiş bir kent olduğu şüphesiz. On bin kişilik tiyatrosu, 30 bin kişilik stadiumu, beş büyük mekândan oluşan hamamı, agorası, zengin kamu binaları Aphrodisias’ın yaşam ve kültür seviyesiyle ilgili önemli bilgiler sunuyor görenlere. Ama kentin en önemli yapısı, adını aldığı tanrıçaya adanan tapınak. Bölgedeki daha eski tarihli yerleşimlerde de kutsal alan olduğu belirlenen ve daha küçük boyutlu bir tapınağın üzerine inşa edilen yapının temellerinde, adak için bırakılmış çok sayıda seramik parçası bulunmuş. Kent merkezinin kuzeyindeki modern tapınağın yapımına MÖ 1. yüzyılda başlanmış ve 150 yıl gibi oldukça uzun bir sürede tamamlanmış. Tapınakta bulunan iki yazıtta da ismi geçen, Zoilos, azat edilmiş zengin bir köleydi. ANTİK ÇAĞIN KÜLTÜR BAŞKENTİ Aphrodisias, MÖ 1. yüzyıldan MS 6. yüzyıla kadar Anadolu ve Akdeniz’in en önemli sanat ve kültür merkezlerinden biriydi. Kentin, aralarında tıp araştırmacısı Ksenokrates, şair Chariton ve düşünür Aleksander’in de olduğu çok sayıda yurttaşı, mimarlık, heykeltıraşlık, tıp, matematik ve astronomi gibi çeşitli dallarda araştırmalar yapmış, önemli eserler ortaya çıkarmıştı. Ancak kentin asıl ünü burada kurulan heykeltıraşlık okulundan kaynaklanıyordu. Antik Yunan ve Roma dünyasının en önemli heykel okulunun ustaları, Babadağ’daki ocaklardan çıkarılan mermeri işleyerek şaheserler yaratıyor ve bunları tüm dünyayla paylaşıyordu. Roma ve çevresindeki kazılarda bulunan ve üzerinde Aphrodisiaslı sanatçıların imzasını taşıyan heykel ve kabartmalar bu okulun antik dünyada ne kadar ünlü olduğunun da bir kanıtı. Kentteki hemen hemen bütün kamu binalarında yer alan görkemli heykellerin çoğu bugün antik kentin içindeki Aphrodisias Müzesi’nde sergileniyor. Diğer eserler ise İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde.Aphrodisias, 1900’lerin başından beri tarihçi ve gezginlerin uğrak yeri oldu. Kentte amatör pek çok kazı ve araştırma yapıldı. Ama “Aphrodisias’ı bugüne getiren kimdir” diye sorulursa, cevap kesinlikle Kenan Erim olur. 1960 yılında, New York Üniversitesi adına kentte kazı yapmaya başlayan Erim, gerçek bir aşkla bağlandı bu aşk tanrıçasının kentine. Ancak sadece kendisi sevmekle kalmadı bu kenti Kenan Erim. Çok büyük bir kent Aphrodisias, çok da zengin bir kent. Bu zenginlik, sadece görkemli yapılara bakıldığında anlaşılmıyor. İnce bir sanat zevkini yansıtan heykeller, mozaikler, kentte yetişen bilim adamı ve yazarlar Aphrodisias’ın göründüğünden çok daha zengin olduğunu anlatıyor bize. Eğitim ve kültürün, er ya da geç, zenginlik ve bolluğu da beraberinde getireceği gerçeği, tam da ihtiyacımız olan bilgi değil mi aslında? KAYNAK: SKYLIFE OCAK / 2007 |
| © Guleta.Com | Aphrodisias - Türkiye Webmaster |